RSS Feed

Posts Tagged ‘Uncategorized’

  1. Open letter to Transavia

    August 9, 2014 by Oğuz Yarımtepe

    Dear Transavia Authorities,

    My name is Oğuz Yarımtepe and with my wife we were one of the passengers of the flight HV6583 that is from Amsterdam to Istanbul Sabiha Gökçen airport. Unfortunatelly we had a bad travel and i want some answers about our trip, thats why i am writing this letter to you.

    Our flight took off on time from Amstertdam on 8th of August. When we reached to the Istanbul, the plane started to land, we were expecting to be on the land in a few minutes but it was a sudden movement that the pilot moved the plane up in a sudden decision, after tilting the plane first left and then right. There were some screams during this action. People were afraid. When we were at a certain altitude, the pilot explained that the air conditions were not good enough at Sabiha Gökçen Airport and he would be landing to another airport suitable. We were expecting somewhere in Turkey, Atatürk Airport or Çorlu, or even Izmir or Ankara. We landed at Bulgaria, Burgas Airport. It was that time our problems started.

    Since it was an unplanned landing, we first waited on plane till we enter to the airport. After we entered to the airport, we learned that we are not able to move the airport because of some documentary issues. We never learned why we landed Burgas Airport. We got some food after the decision of sending us to Istanbul via buses. I don’t know the time but the food delivery occured when the people asked about it.  People tried to call their families, as soon as we landed but luckly, Bulgaria was out of coveredge of some telecommunication networks, like the one i used, Vodafone. There was no free Internet on the airport, we had to ask each others about using the phone. I would like to learn the reason of chosing the Burgas Airport for landing. It was clear that they were not expecting us, except from information desk, none were able to speak English, well.

    We are transfered to the busses around 17.00pm. Our driver was unable to speak neither Dutch nor English, so we were not sure about how long it will take from Burgas to Istanbul. Some says 3 hours, driver said 6 hours with its fingers. The bus was not a comfortable one. No air conditioning, no suspension. Why did you send us to Istanbul via buses? I know that some of us asked for buying their own flight tickets to Istanbul, but it is not allowed. Some asked about renting car, that is also not allowed. Do you know the time we reached at Sabiha Gökçen Airport? Did you check whether we arrived safely?

    It was around 4.00 in the morning when we left the bus at Sabiha Gökçen Airport. Did you think about, how we will reach our homes or destinations from Sabiha at 4 in the mornig in Istanbul? Some people missed their next flights, some like me had to get on a bus to go to their homes, some changed their car travel plans and tried to find a place to sleep, either a hotel or asked help from their relatives. It was around 8 when i was at Bursa.  I had got up 5.00 in the mornig, so you made us travel 24 hours. I think you owe us “our lost time”. I lost my time on buses. We could be somewhere in Turkey in 30 minutes via plane and could reach our destinations earlier. How will you cover our losses? I returned holiday and had to sleep till evening on Saturday.

    Everyone on the bus with me said that they will not use Transavia anymore. I am sure the rest of the people are thinking in the same way. So you lost around 100 customers * their relatives, friends * the people they reached online.

    I don’t want to blame anyone, but i think we deserve some explanations. I will be happy if you reply this mail. I will be sharing this letter with the ones that are on the same bus with me.

    Regards.

    Oğuz Yarımtepe

    oguzyarimtepe at gmail.com

    http://about.me/oguzy


  2. September 27, 2013 by Oğuz Yarımtepe

    Aslında adına yeni Pardus denen dağıtıma Pardus demeyi sevmiyorum. Pardus deyince o eski teknolojiler ve pisi zamanları geliyor akla insanın. Oysa Debian testing bozması ve Pardus temalı bir dağıtımdan başka bir şey değil eldeki. TÜBİTAK’ın düzenlediği ve adı Pardus Yazılım Kampı olan etkinlik sonlanmış. Necdet Yücel bu konuda bir değerlendirme yazısı yazmış. Bence yerinde tespitler var.

    Bu yazılım kampının neden başarısız olduğu ile benim basit bir görüşüm var. Bence  TÜBITAK’ın ya da bu kampı düzenleyenlerin Pardus projesi adına bir amacı yoktu bu işi yaparken. Google Summer of Code’a bakalım. Özgür yazılım camiasına yazılımcı kazandırmak, var olan projeleri canlandırmak, topluluğa yenilerini katmak gibi hedefler var. Bu hedefler için de objektif ve açık yollar izleniyor. Bence yeniden Pardus Kampı düzenlenecekse önce şu anki dağıtım adına bir amaç olması gerektiğini düşünüyorum. Herhangi bir Linux dağıtımı üzerinde çalışabilecek ve ileride ne geliştirilmeyip ne de kullanılmayacak bir proje fikri başarısız olmaya mahkum aslında. Debianın bir eksiğinin giderilmesini hedeflemeyen, şu anki dağıtıma yazılımcı kazandırmayı planlamayan bir kampın adının Pardus Kampı olması da yanlış aslında.

    Diğer bir nokta da bir öğrenci bu kampa neden katılır sorusunun cevabında. Prestijli bir iş değil neticede. İlk defa düzenleniyor. Herhangi bir dağıtımın geliştiricisi de olmuyorsunuz. Yapacağınız yazılımın öyle genel bir kullanımı olacağı da meçhul. Peki bir öğrenci neden böylesi bir kampa katılmak ister? Bu konuda konuştuğum bir iki öğrenciyi cezbeden nokta verilecek olan para ve de öğrencilerin bir şeyler yapmak istemesi ama ne yapacaklarını bilememeleri.

    Google Summer of Code’da ise durum tersi. Başarılı her öğrencinin o projenin geliştiricisi olması, kodlamaya devam etmesi, topluluk içerisinde aktif yer alması isteniyor. Projeler yapılan işleri kullanmayı hedefliyor.

    Hevesli gençlere tavsiyem, GSoC, Gnome Outreach, Rails Girls, gibi etkinlikleri takip etmeleri yönündedir. Ayrıca YE ikinci dönemini de bekleyip onu da takip edebilirsiniz.


  3. May 5, 2013 by Oğuz Yarımtepe

    Bir süredir Firefox için Dephormation eklentisini kullanıyorum. SSL üzerinden bağlantı gerçekleştirmeyen sitelerde bazen Phorm Detected uyarısını görünce ve bloklanan içeriğin reklam içeriği olduğunu okuyunca TTNet için pek iyi şeyler düşünmedim.  Değişik zamanlarda yasaklanmış sitelerle karşılaşınca TTNet DNS servisi yerine ben de modem ayarlarına girip 1. ve 2. DNS olarak OpenDNS için gerekli IP adreslerini girenlerdenim. Dinamik IP sahibi birisi olarak OpenDNS ağ tanımındaki IP adresinin güncel olması için DDClient ile otomatik güncelleştirmeyi de ihmal etmiyorum. Elbette buraya kadarki durum Internet ortamında anonim dolaşmanızı sağlamıyor.

    Internet ortamında ulaşmak istediğiniz yer tarafında TTNet IP adresiniz yerine anonim bir adres gözümesini istediğiniz durumlar olabilir. Anonimlik deyince akla TOR Projesi geliyor. Tor kullanarak tarayıcınızda nasıl gezineceğinizi anlatan epey bir yazı bulabilirsiniz. Benim gibi tarayıcı ile değil de konsolda bazı işler yaparken (nmap tadında işler) trafiğin TOR ağından geçmesini istiyorsanız sanal bir makinede sizin TOR ağına geçişinizi sağlayacak bir ara makine kullanabilirsiniz.

    Virtualbox kullanıyorsanız, arayüz ayarlarında ikinci bir ağ arayüzü tanımlayıp bunun için “Host Only Interface” seçmek gerekiyor.

    VM Interface

    Sonraki adımda alıştığımız bir Linux dağımını kurmak.  Ben Ubuntu sunucu halini indirip kurmuşum.  Sanal makinedeki vboxnet0 olarak tanımlanan arayüzün Linux işletim sistemi ile bağlantısını sağlamak için köprü arayüz tanımı yapmamız gerekiyor. Bu arayüz aynı zamanda dış dünya ile olan iletişimimizde NAT olarak çalışacak ve bizim TOR ağına girişimizin olacağı arayüz olacak.

    /etc/network/interfaces dosyasını aşağıdaki gibi düzenleyebiliriz.

     

    # This file describes the network interfaces available on your system
    # and how to activate them. For more information, see interfaces(5).

    # The loopback network interface
    auto lo
    iface lo inet loopback

    # The primary network interface
    auto eth0
    iface eth0 inet dhcp
    # VirtualBox NAT bridge
    auto eth1
    iface eth1 inet static
    address 172.16.0.1
    netmask 255.255.255.0
    bridge_ports none
    bridge_maxwait 0
    bridge_fd 1

    up iptables -t nat -I POSTROUTING -s 172.16.0.0/24 -j MASQUERADE
    down iptables -t nat -D POSTROUTING -s 172.16.0.0/24 -j MASQUERADE

     

    Köprüleme komutlarının anlamlı hale gelmesi için bridge-utils paketine ihtiyaç var.

    # apt-get install bridge-utils

    Bu makine üzerinde DNS isteklerimizi yönlendirebilmesi ve diğer makineye 172.16.0.0/24 ağından IP dağıtması için de bir DHCP sunucuya ihtiyaç var. Her ikisinide dnsmasq paketi sağlamakta.

    # apt-get install dnsmasq

    /etc/dnsmasq.conf ayar dosyasını düzenlememiz gerekiyor. Sonuna aşağıdaki satırları ekliyoruz.

     

    # Include a another lot of configuration options.
    #conf-file=/etc/dnsmasq.more.conf
    #conf-dir=/etc/dnsmasq.d
    interface=vnet0
    dhcp-range=172.16.0.2,172.16.0.254,1h

     

    dnsmasq servisini başlattıktan sonra artık bu arayüze gelen DNS ve DHCP istekleri yanıtlanabiliyor olacak.

    Sadece 172’li IP sahiplerinin TOR ağına girmesini istiyor olabiliriz. Aşağıdaki gibi bir betikle bunu sağlayabilirsiniz.

     


    #!/bin/sh

    # Tora yönlendirmek istemediğiniz IP aralığı
    NON_TOR=”192.168.1.0/24″

    # Tor’s TransPort
    TRANS_PORT=”9040″

    # arayüzünüz
    INT_IF=”eth1″

    iptables -F
    iptables -t nat -F

    for NET in $NON_TOR; do
    iptables -t nat -A PREROUTING -i $INT_IF -d $NET -j RETURN
    done
    iptables -t nat -A PREROUTING -i $INT_IF -p udp –dport 53 -j REDIRECT –to-ports 53
    iptables -t nat -A PREROUTING -i $INT_IF -p tcp –syn -j REDIRECT –to-ports $TRANS_PORT

     

    Artık iç ağınızdaki aşağıdaki bir IP yapılanırmasına sahip ve resolv.conf dosyasında da 172.16.0.1 yazan bir makine TOR ağı üzerinden Internete çıkabiliyor olacak.


    auto eth1
    iface eth1 inet static
    address 172.16.0.2
    netmask 255.255.255.0
    network 172.16.0.0
    broadcast 172.16.0.255
    gateway 172.16.0.1


  4. GSoC 2013

    April 14, 2013 by Oğuz Yarımtepe

    Bu seneki Google Summer of Code için proje sunacak topluluklar belli oldu. Tam listeye buradan ulaşabilirsiniz. Listede Honeynet de var. 2 senedir GSoC’ta öğrenci olarak yer aldığım Honeynet içerisinde Dubai’deki çalıştay sonrası danışman olarak yer almaya karar verdim. Geçen sene yaptığım projeyi (Network Analyzer) bir geliştirme projesi olarak sundum. Şimdiden ilgili öğrenciler yazıp iletişim kurmaya başladı.

    Bu sene GSoC düşünen öğrencilere şimdiden proje fikirlerini okumalarını ve danışmanları ile irtibata geçmelerini tavsiye ederim. Henüz proje başvuru süreci başlamadı. Zaman çizelgesi için Google Melange sayfasını takip edebilirsiniz.

    Honeynet projesini düşünenler için de proje fikirlerinin de olduğu girdi için böyle alalım.


  5. March 5, 2013 by Oğuz Yarımtepe

    Yakındaneğitim için başvurular 11 Mart’ta başlıyor. Görselleme severim, Python kodlarım, güvenlikçiler için faydalı bir araç yazmak isterim derseniz Malwarez projesi başvurularınızı bekliyor.


  6. February 17, 2013 by Oğuz Yarımtepe

    Bu seneki Honeynet yıllık çalıştayı Dubai‘de idi. Genel katılıma açık ve özel olmak üzere iki kısımdan oluşuyor idi. Genel katılıma açık olan kısmı 10-12 Şubat tarihleri arasında gerçekleşti. Ben sonradan keşke daha erken gitseymişim dediğim genel oturumlardan sadece ayın 12sindeki bir eğitime katılabildim.

    Dubai 2013 Honeynet Çalıştay

    Eğitimde daha çok Wireshark odaklı ama benzeri araçlar kullanılarak trafik analizinin nasıl yapılacağını gördük. Kısa kahve aralarında geçen senelerdeki bir web uygulama bal çanağı olan Glastopf projesinin geliştiricisi ve onunla ilgili GSoC danışmanlıklarından bildiğim Lukas Rist ile üyeliklerden sorumlu “officer” olan Max Kilger ile sohbet etme fırsatım oldu.

    Lukas Rist ve Max

    O gün ayrıca GSoC sürecinde sıklıkla epostalardan ve sesinden tanıdığımız icra kurulu başkanı Christian Seifert ile de tanıştım. Benim için pey keyifli sohbetler yaptık.

    Honeynet projesi güvenlik alanında çalışan ve yaptıkları çalışmaları paylaşıp bilgilendirmeyi amaçlayan gönüllü insanlardan oluşan bir ekip. Dünyanın pek çok yerinde 10 yılı aşkın bir geçmişi ile farklı ekipler (chapter) oluşmuş durumda. Mevzu gönüllü bir çalışma olunca, LKD ruhunu gördüm diyebilirim hep. Eğlenen, bilgisini paylaşan, alanında deneyimli pek çok “superman” ile tanıştım diyebilirim.

    Bu seneki çalıştaya Facebook ve Google dışında da sponsor olanlar var idi.

    Çalıştay Sponsorları

    İlk günün akşamı takım yemeği için yakın yere doğru yola çıktık.

    Takım yemeği

    Yemekler güzeldi, arap mutfağı bizdeki gibi kebaplar, salata ve mezelerden oluşuyor. Aslında sohbetler pek keyifli idi, yemeklerle pek az ilgilenebildik.

    Takım yemeği

    Gecenin sonunda tüm katılımcılar ile bir çalıştay fotosu çekildi. Türk ekibi olarak 4 kişi bu seneki çalıştayda idik. Mevcut Honeynet Türkiye ekibi olan Bâkır Emre, Ali İkinci ve Necati Ersen Şişeci ile biz de bir takım fotoğrafı çekildik.

    Türkiye Honeynet Ekibi

    Honeynet’in Türkiye ekibi geçen sene kuruldu. Ben de GSoC sonunda Ali’nin bana ulaşması ile durumu öğrenmiştim. Şimdilik 4 kişiyiz. Güvenlik alanında çalışmalar yapan, araçlar yazmak, çalışmalar yapıp yayınlamak, bilinçlendirmek, çözüm için çalışmalar yapmak gibi istekleri ve enerjisi olan herkes aslında çekinmeden ekibe dahil olabilir. Honeynet Türkiye sayfasından eposta listesine ulaşmak mümkün.

    Çalıştayın 2. ve 3. günü özel oturumlardan oluşuyor idi. GSoC süresince yapılan projelerin demo sunumları, Thug, HoneEeeBox gibi araçlarla ilgili sunumlar, farklı ekiplerin spam toplama veya kötü amaçlı yazılım tespiti için yaptıkları çalışma sunumları gibi oturumlar yanında, “hands-on” denilen uygulamalı oturumlar da var idi. Sabah 9 akşam 5 arası genelde sadece yemek arası verilerek geçen yoğun bir iki gün oldu.

    2. gün, içerisinde benim de görev aldığım altyapı ekibiyle tüm projelerin Github’a geçişi, yeni Drupal sayfasının eksikleri, ne olacak bizim bu eski sürüm Plone sayfamızın hali üzerine konuşmaların olduğu ve sonunda Redmine’a açılan işler ile biten toplantı ile sonlandı.

    Ayrıca duyurusu yapılan duyurusu yapılan GSoC 2013 için proje fikirleri de toplandı. Bu senekine farklı bir konumda katılmaya karar verdim ve danışman (mentor) olarak proje fikrim ile ben de önerimi sundum.

    4. gün “unconference” denilen be belli plan olmadan yapılan toplantılar ile geçti. Kimileri Android için kötü yazılım analizi yaptı, kimileri sosyal mühendislik üzerine çalıştı, kimileri de “capture the flag” için uğraştı. Bense o gün önce Türkiye ekibi olarak neler yapıyoruzu konuştuğumuz toplantıya katıldım. Sonrasında oda arkadaşım ile gezdim :).

    Phani ve Ben

    Benim için epey ufuk açıcı ve keyifli bir 4 gün idi. Seneye bakalım çalıştay nerede olacak.


  7. April 24, 2012 by Oğuz Yarımtepe

    GSoC sonuçları ve hemen ardın da memleket insanlarından kazananları okumuşsunuzdur. İçlerinde ÇOMÜ’deki gençler dışında, Pardus geliştiricisi olarak bildiğim tanıdıklar var. Geçen senelerde de katılmış olanlarla beraber biz de bir tanışma (meetup) toplantısı düzenlesek diyorum. Geçen sene gsoc-meetup listesine (http://groups.google.com/group/google-soc-meetups?hl=en) yazdığımda bir kısım öğrenciler yurt dışında olduklarını yazmışlardı. Bu seneki durumu öğrenmek için meetup listesine bir eposta atıyor olacağım. Aslında önümüzdeki günlerde özgür yazılımsal bir etkinlik olsa da bu toplantıyı orada yapsak ve vesileyle GSoC ile ilgili olanlara da faydamız dokunsa diye de düşünmüyor değilim.

    Bu seneki GSoC’da sonuç açıklanma sürecinde yaşananlar yahu Google da bunu yaparsa dedirtti. Sonuç açıklanma tarihinden 2 gün önce bazı öğrencilere içleri boş, konu kısmında başarılı veya red edildiğine dair bir mesaj olan ve melange alan adından gelen epostalar gelmeye başladı. Gelen epostaya bakıp Melange’daki panele girenler “Projects” diye yeni bir alan oluştuğunu ve altında da kabul oldukları projeyi gördüler. Google Melange ekibi duruma bir süre sonra müdahele etti ve yapılan değişiklikler geri alında. Epostalarla ilgili de Melange’daki bir hatadan kaynaklandığı söylendi.

    Sonuçların açıklandığı 23 Nisan saat 22.00 de ise, Google Melange sayfası erişilemez durumda idi. Kimisi sayfaya hiç erişemeyip sunucu hatası sayfası görürken, bazıları uzun beklemeden sonra paneline ulaşabiliyor, kabul olan projeler kısmında da uzun bir öğrenci listesinin gelmesini beklemesi gerekiyor idi. 50 dk içerisinde de kabul durumları ile ilgili sonuçlar epotalara gelmeye başladı.

    Kabul olanlara başarılar diliyorum. Hemen her projede değinilen, özgür yazılıma katkı vermenin tek yolunun GSoC olmadığını bir de ben hatırlatmış olayım.


  8. GSoC 2012

    March 30, 2012 by Oğuz Yarımtepe

    Bu sene de Google Summer of Code, açılan epey bir özgür yazılım projesi için öğrencilerden başvuruları almaya başladı. Google Melange sayfasından kayıt olup kabul olan organizasyonları görmek ve onların fikir sayfalarına ulaşmak mümkün. Organizasyonlar o sayfalarda yazdıkları fikirler dışında da öğrencilerden gelen önerileri değerlendiriyorlar. 6 Nisanda başvuru metni gönderim sürecinin biteceği, 23 Nisanda da kabul olan öğrencilerin duyurulacağı süreçte yer almak istiyorsanız acele edin. Katılanlar için eğlence, tecrübe ve prestij sağlayan, sonrasında da artık bir takım özgür yazılım projelerinde yer aldığınız, onları sürdürdüğünüz bir süreç oluşuyor. Yazın güneş, kum, adalar dışında da iş yapayım diyenlere duyurulur.


  9. February 20, 2012 by Oğuz Yarımtepe

    Epeyce zaman geçmiş olmasına rağmen ben de izlenimlerimi anlatayım. Bu seneki Akademik Bilişim Uşak Üniversitesi‘nde idi. Necdet Yücel‘in dürtmesi ile Kaan Özdinçer ile 4 günlük Temel Linux ve Sistem Yönetimi eğitimi vermek üzere Uşakta idik. Bu kurs için gelen 45 kadar kişi vardı. İki sınıf halinde bir kısmına ben ve Kaan konuştuk. Diğer sınıfta Emre Eryılmaz konuştu. İlk iki günkü eğitimlerde ben konuşmacı idim. Havanın karlı, yolların muhalefetli olmasına rağmen sınıf içerisinde memleketin uzak yerlerinden gelenler yanında Bilkent, Dokuz Eylül, Ege gibi üniversitelerden gelen ama öğrenci ama bilgi işlem çalışanları vardı. Dinleyici kitlesi pek homojen olmamakla beraber, ilk günün öğleden sonrasından sonra bir iletişim ortamı yakaladığımı düşünüyorum. Benim için Akademik Bilişim öncesi eğitimlerdeki ilk tecrübemdi bu seneki. 2 gün boyunca camianın hem eskilerini gördüm, hem de kendi adıma eğlendim. Seneye daha tecrübeli bir şekilde anlatırım diye düşünüyorum.

    Linux Eğitimi yanında bu seneki AB’de farklı epey bir alanda eğitim vardı. Daha önceki AB eğitimlerini görenlere göre en fazla katılımın olduğu etkinlik olmuş. Gönüllü çalışmalarla devam eden bu konferansa ilgiyi ve katılımı yüksek tutmak gerek diye düşünüyorum. Sanıldığının aksine güzel işler de oluyor içerisinde.


  10. December 17, 2011 by Oğuz Yarımtepe

    Android için gerçek zamanlı “push” servisine ihtiyacımız vardı. Hem Internet hem de Intranette çalışssın istiyorduk. Android için böylesi bir araştırma yapınca ilk akla gelen c2dm oluyor. android 2.2 ile gelen bu servis Google sunucularını kullanarak gerçek zamanlı olarak cihazınıza mesaj göndermenizi sağlıyor. Gel gör ki bunu için Internet gerekiyor. En tipik örneği cihaz kapalı iken, Android Markete girip bir uygulamayı indir dedikdten sonra cihazınız açılıp Internete bağlandıktan sonra o uygulamayı indirmeye başlaması.

    Biraz araştırınca MQTT kullanarak, bir aracı sunucu ile de bu işin yapılabileceğini gördüm. Hatta yapılmış örnekler de bulmak mümkün. Ben buradaki örnek uygulamasını Android projesi olarak Eclipse’e aktardım. Yerelime “broker” denilen ve MQTT üzerinden iletişip gönderdiğiniz mesajları Android cihazlara yollayacak olan bir sunucu kurdum. Tercihim Mosquitto‘dan yana oldu. Ubuntu için


    apt-add-repository ppa:mosquitto-dev/mosquitto-ppa

    demek ve sonrasında mosquitto paketini kurmak yeterli. Ayar dosyasında cihaz erişimleri için güvenlik tanımlamaları yapmak mümkün. Kullanıcı adı tanımlamak, üye olunacak başlıkları belirlemek ve bu başlıklar için cihaz IDleri tanımlamak mümkün.

    Varsayılan ayarlarla da örnek Android uygulaması çalışıyor. Derlemenin olabilmesi için MQTT için bir jar dosyasına ihtiyaç var. IBM sayfasından indirilebilir. wmqtt.jar dosyasını (J2SE dizini altındaki) Android projenizin derleme yoluna harici bir jar olarak eklemeniz gerekiyor.

    Gelen arşiv dosyası içerisinde wmqttSample.jar isimli bir de istemci örneği var. J2SE dizini altındaki bu uygulamayı yerelinizde


    java -jar wmqttSample.jar

    deyip çalıştırabiliyorsunuz. Gelen ekranda “Connect” kısmına tıklayıp sonrasında da “testing” dite bir başlığa üye olup yazdığınız mesajları “Publish” kısmına tıklayarak Android uygulamanızda görebilirsiniz.  Kaynak koddaki String topics[] = { “testing/#” }; kısmını testing olarak değiştirdim.

    Bu sayede yerel ağda/Internet’te çalışan bir MQTT sunucu kullanarak bir API aracılığı ile (Python APIsi var) Android cihazlarınıza yerel/Internet üzerinden gerçek zamanlı mesajlar göndermiş olabilirsiniz.